Ceviz Pres, Yeni Yatırımlarıyla Özel Kalıp İşlerine Ağırlık Verecek
2009’da krize rağmen yeni yatırımlar yaparak daha önce üretimini yapamadıkları kalıpların üretimini devreye aldıklarını, hem kapasite hem de kalitelerini daha da artırdıklarını belirten Ceviz Pres Genel Müdürü Emre Cevizci, sektörün yan sanayisine destek olmasının gerektiğini vurguladı.
Emre Cevizci, sektörde yaşanan sorunları ve bu sorunlara karşı çözüm önerilerini de bizimle paylaştı.
BESİAD: Ceviz Pres hakkında bilgi verir misiniz?
Emre CEVİZCİ: 1982 yılında kurulan firmamız hırdavat sektörüne yönelik imalat yapmakta idi. Daha sonra rahmetli dayım Halit Cevizci Bey’le bir ortaklık kurduk ve ovalama kalıbı imalatına girdik. Belli bir müddet beraber çalıştıktan sonra o kendi firmasını kurdu, biz de kendi firmamızla devam ettik.
Dumlupınar Üniversitesi Makine Mühendisliğinden mezun oldum. Mezuniyetten sonra 2001’de Ceviz Pres’te çalışmaya başladım ve hemen hemen her kademesinde görev aldım. İmalatı, verimliliği ve kaliteyi artırmak için çalıştım. Bunun için birçok yatırım yaptık, CNC makineleri, kalite kontrol cihazları, bilgisayar yazılımları aldık. Bugünlere gelirken imalatımızı hep daha hızlı, daha kaliteli nasıl yaparızı araştırdık ve buna göre makineler aldık, makinelerde kendimize göre değişiklikler de yaptık, bu işe göre yazılımlar bulduk. Bu işin üzerine büyük emek, zaman ve para harcadık. Şuanda işler tamamen CNC makinelerle yapılıyor ve bütün dizaynlarımız bilgisayar desteğiyle ortaya çıkıyor. Kalıbı, imalatını yapmadan önce bilgisayar ekranında görebiliyoruz. Kalıbın olup olmadığına karar verdikten sonra imalata geçiyoruz.
Firmamızda insan faktörünü minimize ettik yani burada çalışanların %80’inin kalıbın kalitesiyle alakası yok, bütün her şey CNC makineler ve dizaynda bitiyor. Tabiî ki insan her zaman önemli ama biz üretimimizde insan etkisini azaltmak için çok çaba sarf ettik. Üretim kapasitemizi eski makinelerimize göre çok artırdık ve yurtdışına bayilikler verdik. İran, İtalya, Rusya, Bulgaristan Suriye, Mısır, Litvanya, İspanya, Almanya gibi birçok ülkeye kalıplar göndermeye başladık ve halende bu ülkelerle çalışmalarımız devam ediyor. Özel bir kalıp üzerine geçen ay Tayvanlı bir firmayla anlaştık ve onun adına üretim yapıyoruz. Bir OEM çalışması yapıyoruz. Bir senedir görüşmelerimiz devam ediyordu ve ilk siparişlerini gönderdik. 2010 itibariyle işlerimizin daha da artacağını umuyorum.
Ağırlığımızı özel işlere verdik. Hedefimiz özel kalıp işlerini biraz daha artırmak. Standart sac ağaç vidası kalıplarından ziyade ön plana özel kalıp işlerimizi çıkaracağız.
Şuanda firmamızda 14 kişi çalışıyor, 2 tane mühendisimiz, pazarlama, muhasebe elemanları ve geri kalan arkadaşlarımızda imalatta çalışıyor. Kalifiye elemanlarla çalışmaya özen gösteriyoruz. Piyasada bu işi yapan eleman bulmak zor olduğu için biz hep kendimiz yetiştiriyoruz. Eskiden bir eleman yetiştirmek 6 ay sürerken şimdi kurduğumuz sistem sayesinde 3-4 günde eleman yetiştirebiliyoruz.
Ovalama mantığı ile üretilebilecek her türlü vidanın kalıbını üretebiliyoruz
Yapamayacağımız işler çok sınırlı, piyasadaki ovalama mantığıyla yapılan işlerin %99’unu çözebiliriz.
Şuanda yüzde 40 yurtdışı, yüzde 60 yurtiçi çalışıyoruz ama önümüzdeki sene yüzde 60 yurtdışı çalışmayı hedefliyoruz.
Türkiye’de sektörün büyük firmalarının hemen hemen hepsiyle çalışıyoruz. Sektörde küçük ölçekliden büyüğüne kadar birçok firma bizi tanıyor ve bizde elimizden gelen en iyi hizmeti, kaliteyi, fiyatı vermek için çalışıyoruz.
Ceviz Pres olarak amacımız yurtdışına daha çok satış yapmak. Firma olarak bu işte bir yere geldik ve daha gidecek çok yolumuzun da olduğunu biliyoruz.
En büyük sıkıntı üretimde kullanılan telin kalitesi
BESİAD: Sektörde yaşadığınız sorunlar nelerdir?
Emre CEVİZCİ: Türkiye piyasasında maalesef şöyle bir sorunla karşılaşıyoruz. İtalya’da, Almanya’da sorun olmayan sac vidası kalıbı Türkiye’de sorun olabiliyor. En büyük maliyet tel olduğu için firmalar telin kalitesini düşürerek vidanın maliyetini düşürmeye çalışıyorlar ve bu da bizlerin kalitesini etkiliyor. Kaliteli tel bulmak çok pahalı. Kalitesiz telin ise takım ömürleri, ayar zamanları, çıkan malın düzgünlüğü gibi birçok olumsuz etkeni oluyor. Sonuç olarak suç; elmas kalıpçının, ovalama kalıpçısının gibi görünüyor. Bence şu anda en büyük sıkıntı telin kalitesi.
Biz hep verimliliğimizi nasıl artırırız diye çalıştık. 5 sene önceye göre 3 kat daha verimli çalışıyoruz. Bu biraz da sipariş miktarıyla alakalı bir şey. Örneğin benim Mısır’daki, İtalya’daki müşterilerim en az 5’er set sipariş verir, Türkiye’deki en iyi müşterimden en fazla 2-3’er set sipariş alabiliyorum. Türkiye’de böyle siparişler yok. Bir takım, bir takım kalıp yaptığımız için maliyetlerimiz artıyor. En büyüğünden en küçüğüne kadar bir takım sipariş aldığımızda, dizaynını yapmak bile büyük bir zaman alıyor ve maliyeti artırıyor.
Dolayısıyla piyasadaki şartlar, sipariş miktarları, Çin’den gelen malların fiyatları, ne yazık ki sorun oluşturuyor ve Türkiye’de vida ithalatı arttıkça, üretim azaldıkça kalıp siparişleri aynı oranda azalıyor, dolayısıyla bizlerin de maliyetleri aynı oranda artıyor.
BESİAD, Çin menşeli ithalata fon koydurdu. 1 sene öncesine kadar sunta vidasının kalıbını yaptığımızı pek hatırlamam. Yılda 5-10 set o da özel ölçü olursa kalıp yapardık. Son zamanlarda sunta vidası, tarak kalıp siparişi gelmeye başladı. Ama biraz daha bir şeyler yapılabilir bu konuda.
Sektör Yan Sanayisine Destek Olmalı
Yine bizim sektörümüzle alakalı olarak kaçak malların gelmesi sıkıntı oluşturuyor. İnsanlar makinanın içine koyduğu farklı yedek parçayı sanki makinanın parçasıymış gibi buraya getiriyorlar, ne vergi ödüyorlar ne navlun. Bu da bizi üretici olarak çok ciddi sıkıntıya sokuyor.
Açıkçası kaçak kalıp getirenler kadar o kalıpları alan insanlarda bence aynı oranda yanlış yapıyorlar. Bugün ucuz aldıklarını düşünüyorlar ama yarın yerli elmas kalıpçıları ve ovalama kalıpçılarını yani SAĞ KOLLARINI kesiyorlar, bence bu konuyu bir daha çok ciddi düşünmeleri gerekiyor.
Biz firma olarak Türkiye şartlarında sipariş adedine göre Tayvan ile rekabet edebilir fiyatlar verebiliyoruz ki bunu birçok firma biliyor.
Yaptığım yatırıma bakıp bu tip haksız rekabete uğrayınca bu işe devam etmek mantıksız geliyor. Bizimki akıl işi olmaktan çıktı, gönül işi oldu. Kendimizi gerçekten bu işe verdik, para bir şekilde kazanılır ama zamanı ve emeği geri alamazsınız. Piyasa şartları kime sorsanız aynı, bugün vidacı da, cıvatacı da, diğer kalıpçılar da aynı şikayeti yapıyor, çünkü hiç kimsenin emeğinin karşılığını zamanında ve hakkıyla aldığını düşünmüyorum.
Sektörün tamamı için geçerli bu düşüncem. Bağlantı elemanları sektörü bizler gibi yan sanayi olmadan büyüyemez. Biz de onlar olmadan büyüyemeyiz, biz bir ekibiz. Bizlerin de büyümesi ve rekabetçi olması gerekiyor. Bugün Türkiye’de üretim yapıp Avrupa’ya Çin fiyatlarıyla mal satan firmalar var. Bunları onlar yapabiliyorsa bizlerin de yapması için sektörün yan sanayisine destek olması gerekiyor. Bu para konusunda yardım olarak algılanmasın. Siparişi ile, ödemesi ile olacak ki bizde onlara kalite, fiyat ve servis zamanı olarak daha iyiyi sunabilelim. Arkalarında duracak firma oluşturmaları gerekiyor. Biz bu yolda bir yere kadar geldik, bazı şeyleri aştık. En azından artık daha da güven verdiğimizi düşünüyorum.
Sektör olarak yan sanayilerine gerekli önemi gösterirlerse, yan sanayi büyür ve dolayısıyla sektör de büyür. Biz kalitemizi artıramazsak, hizmetimizi artıramazsak, fiyatımızı düşüremezsek sektör de büyüyemez. Maliyetlerimizi düşürmek için hepimizin büyümesi gerekiyor.
BESİAD’ın Okul Projesi ile eğitimli eleman sayısı artacak
Kalıp üreticilerinin en büyük sıkıntılardan biri de bağlantı elemanları sektöründe kullanılan makinelerin çok eski olması ve kalifiye eleman sıkıntısıdır. Özellikle de sektörün daha fazla yetişmiş elemana ihtiyacı var. İnşallah BESİAD’ın başarıyla ortaya koyduğu bu okul projesi ile sektörün yetişmiş eleman sorunu çözülür. Üç beş sene sonra piyasaya teknik okuldan mezun olmuş, vidanın, cıvatanın ne olduğunu bilen insanlar çıkınca çok daha açık fikirli ve esnek ustalar yetişecek. Özellikle ustaların eğitimli elaman olması hepimizin işini daha da kolaylaştıracak.
Ticaret karşı tarafı kullanabilme sanatı olmamalı
Türkiye’de ticaret anlayışı çok değişti. Ticareti insanlar karşı tarafı kullanabilme sanatı olarak algılamaya başladı. Fiyattan yana vadeden yana ne kadar sömürürsem ben o kadar iyi tüccarım diye düşünüyor. Ama bu insanlar imalatı kapatırsa ben bu hizmeti nereden alırım diye düşünmüyor. Ticaret bu olmamalı, karşı tarafı kullanabilme sanatı olmamalı. Birazda üreticilerin ve satıcıların birbirlerine destek olması gerekiyor.
Sanırım biz kalıp üreticileri ve telciler bazı konularda hatalar yaptık. 15 sene önce sektörde az firma vardı. Büyük ve köklü firmalar piyasadaydı. Yan sanayi üreticilerinin sayısı arttıkça sektörde bununla beraber büyümeye başladı. Bir firmanın ustası, işinden ayrılıp kendine firma kurdu ve bizler ona kalıp verdik, telci tel verdi ve yeni bir firma oluşturduk. O ustanın (firma sahibi diyemiyorum) mantığı, ben X firmasında 10 lira maaş alıyorum burada cebime 11 lira girsin ben karlıyım. Bu mantıkla giden insanları bizler firma yaptık, bütün piyasanın dengesini bozdular. Vadeyi uzattılar, fiyatları düşürdüler, bütün piyasadaki dengeyi bozdular ve bu bütün yan sanayiyi de etkiledi. Biz yeni firmadır destek olalım mantığıyla yaklaştık ama işin bu noktalara gelebileceğini düşünemedik. Bence telcisinden kalıpçılarına varana kadar hepimiz yanlış yaptık. Biraz daha seçici davranmamız gerekiyordu. En azından bundan sonra nasıl davranmamız konusunda düşünmemiz gerekiyor.
BESİAD: 2009 yılı firmanız açısından nasıl geçti, 2010 için neler söyleyebilirsiniz?
Emre CEVİZCİ: 2009 yılının ilk 3 ayı gerçekten kötü geçti. Ama ondan sonraki aylarda geçen seneyle aynı ciroyu yakaladık. 2008’in 12. ayı ile yaptığım ciroyu, bu senenin 11. ayı ile yakaladık ilk üç ayı saymamakla beraber. Yatırım yapıp kriz döneminde bu ciroyu yakalamak bana göre başarıdır. 2010 yılında büyük bir projem var eğer ki başarabilirsek ciromuzu yüzde %30 artırmayı hedefliyoruz. 2010 yılının sadece firmamız için değil bütün sektörümüz için çok daha başarılı geçeceğini umuyorum.
BESİAD: Sektörün daha da gelişmesi için neler yapılmalı?
Emre CEVİZCİ: Bence üreticilerin yurt dışına daha çok önem vermesi gerekiyor, ihracata yönelik çalışması gerekiyor. Türkiye’de on müşterisi varsa, yurt dışında da en azından bir müşterisi olsun. O, bir müşterinin ülkemiz ve firma için ne kadar önemli olduğunu hepimizin anlaması lazım.
BESİAD’ın fuarlar ve değişik organlarla sektörü yurtdışına daha da fazla tanıtması gerektiğini düşünüyorum. Sektördeki firmaları yurtdışındaki tedarikçiler ile buluşturmanın tanıştırmanın gerekliliğini düşünüyorum ve şunu biliyorum ki vida firmaları belli branşlarda profesyonelleşirler ise yani her firma 3-4 kalem üretimde kendini geliştirir ise hem verimliliğini artırıp hem de maliyetlerini düşüreceğinden hem iç piyasada hem de dış piyasada çok daha rekabetçi olacağını biliyorum. Tayvan’da bunun örnekleri var ki orada her firmanın üretim gamı belli bizde ise en ufak vidacı dahi 30 -40 değişik kalem üretim yapıyor buda haliyle maliyetleri çok ciddi artırıyor.
Bence herkesin ilk hedefi yurtdışına çalışmak olmalı ve tüm planlamasını da buna göre yapmalıdır.
Ekleme zamanı: 22.03.2011 |
Bu Yazı Toplam 8659 Defa
Okunmuştur |
|
| Yorumlar |
Bu Habere Toplam
0 Yorum Eklenmiştir. |
|
|
|
|
|